YÜKSEK RİSKLİ YENİDOĞAN        

Yard. Doç. Dr. Ebru Kılıçarslan Törüner

Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi

Hemşirelik Bölümü
 

YÜKSEK RİSKLİ YENİDOĞAN

Yüksek riskli yenidoğan: Gestasyonel yaşı veya doğum ağırlığına bakılmaksızın mortalite ve morbidite riski daha fazla olan yenidoğana denir.  

Yüksek Risli Yenidoğanın Sınıflandırılması

Sınıflandırma doğum kilosuna, gestasyonel yaşa ve patofizyolojik nedene göre yapılır.  Fizyolojik problemlerde en yaygın olanları kimyasal bozukluklar (hipoglisemi, hipokalsemi) ve immatür organ veya sistemlere yöneliktir (hierbilirunemi, respiratuar distress, hipotermi gibi). Doğum ağırlığı gestasyonel yaşın belirlenmesinde bir göstergedir. 2500 gr üstünde olan bir bebek mature olarak kabul edilir. Buna göre 36 gestasyon haftasından büyük ve 3000-4000g olan bebeklerde perinatal mortalite hızı en azdır.  Kiloya Göre Sınıflandırma:

Düşük Doğum Ağırlıklı: Doğum ağırlığı 2500 gr altında olması

Çok Düşük Doğum Ağırlıklı: 1500 gr altında olmasıAşırı Düşük Doğum Ağırlıklı: 1000 gr altında olması Gestasyonel Yaşa Göre Sınıflandırma:Prematüre Bebek: 37. gestasyon haftasından önce doğan bebek (doğum ağırlığına   bakılmaksızın)Full Term: 38-42. gestasyon haftasında doğan bebekPostmatür Bebek: 42. gestasyon haftasından sonra doğan bebek (kiloya bakılmaksızın) (7, 6) Gestasyon Yaşına Göre Uygun Bebek: yenidoğanın boyunun, kilosunun ve baş çevresinin 10. ve 90. persantil değererleri arasında olmasıGestasyon Yaşına Göre Küçük Bebek: yenidoğanın gestasyon yaşına göre kilosunun 10. persantilin altında olmasıGestasyon Yaşına Göre Büyük Bebek: yenidoğanın kilosunun 90. persantilin üzerinde olması Fetal Ölüm: 20. gestasyon haftasından doğuma kadar olan ölümler

Neonatal Ölüm: Doğumdan 27. güne kadar olan ölümler. Erken neonatal: 0-7 gün arası, geç neonatal ölümler: 7-27 gün arasında olan ölümlerdir.

Perinatal Mortalite: 1000 canlı doğumda fetal ve erken neonatal ölümleri içerir. Yani 20. gestasyon haftası ile doğumdan sonra 7. güne kadar olan ölümlerdir. 

Prematüre Bebekler

Bir çok organ ve sistemin immatür olması nedeniyle çeşitli neonatal komplikasyonlar açısından risk grubunu oluşturur. Prematüreliğin gerçek nedeni tam olarak bilinmemektedir. İyi prenatal bakım alan, iyi beslenen kadınlarda prematüre doğum yapma riski daha azdır. Düşük sosyoekonomik düzeyde prematüre doğum riski daha fazladır. Afrikalı Amarikalı bayanlarda prematüre doğum riski %14’dür. Yaşamın ilk yıllarında bebek mortalitesinin %80-90’nını preterm bebek ölümleri oluşturmaktadır .  Bunun dışında yer alan çeşitli faktörlerde vardır. Bunlar: çoklu gebelik, gebeliğe bağlı hipertansiyon, plesantal problemlerdir.  

 

Tanılama

Prematüre bebeklerin çeşitli karakteristik özellikleri vardır. Bu özellikler gestasyonel yaşının ve dolayısıyla fizyolojik kapasitesinin belirlenmesine yardımcı olur.

İnspeksiyonda:

-         Prematüre bebekler çok küçük görünürler. Subkutan yağ dokusu çok azdır. -         Başları gövdelerine oranla büyük görünür. Büyüme cephalocaudal yönde olduğu için. -         Derileri parlak pembe, yumuşak ve parlaktır (ödemli yapı olduğu için olabilir) . ince epidermisin altından yüzeyel damarlar görülür. -         İnce lanuga saçlar vücutta vardır. Verniks 25. gestasyon haftasından önce doğanlarda yoktur çünkü gebeliğin erken döneminde yapılmaya başlanmaz.-         Anterior ve posterior fontoneller küçüktür. -         Kulak kartilajı çok yumuşaktır ve kolay bükülebilir.

-         Avuç ve ayak tabanındaki çizgiler büyük bebeklere göre derin değildir, yüzeyeldir. Kafatası ve kostalar yumuşaktır ve gözler kapalı olabilir.

-         Erkek bebeklerde scrotumda çizgiler azdır ve testisler inmemiş olabilir. Kızlarda da klitoris ve labia major çok belirgindir. -         Prematürelerde fleksiyon kabileyeti çok fazla olsada, inaktiflerdir. Ekstremiteler extansiyon pozisyonunda tutulabilir ve bırakıldığı şekliyle kalma özelliği taşırlar. -         Refleks hareketler çok az gelişmiştir. Emme refleksi olmayabilir. Diğer nörolojik belirtiler az veya hiç olmayabilir.  

Tedavi

Prematüre doğum olduğu zaman yoğun bakıma alınır ve takım yaklaşımlı bakım uygulanır. Ideal olarak neonatalojist, pediatri hemşiresi ve solunum terapistinin doğumda bulunması gerekir. Resusitasyon gerektirmeyen bebekler ısıtılmış inkübatöre konularak yoğun bakıma götürülürler. Tartılırlar, IV yolları açılır, oksijen terapisi ve diğer girişimler planlanır.  

Olası Komplikasyonlar

Anemi: bir çok prematüre bebekte anemi gelişir. Kan hücreleri irregüler yapıdadır.anemi nedenleri: -         Retikülosit miktarı azdır çünkü kemik iliğinde yapımı 32. gestasyon hafasından sonra artmaya başlar (7). -         Eritrositlerin yaşam süreleri 35-50 gündür.-         Vitamin E düzeyinin düşük olması nedeniyle kırmızı kan hücrelerinin yıkımı kolay olur (vitamin E kırmızı kan hücrelerinin yıkımında koruyucudur).-         Elektrolit ve kan gas örnekleri için alınan kan miktarı fazladır (alınan kan miktarının mutlaka not edilmesi gerekir).  Bu nedenle bebekler soluk, laterjik görünürler ve büyümeleri zayıftır. Vitamin E verilebilir. Eritropoetin verilerek stimilasyonu arttırılabilir. Gerek olursa kan transfüzyonu yapılır. Kernikterus: İndirek bilirubin miktarının artması ile beyinde bilirubin birikmesi ve beyin hücrelerine zarar vermesidir. Kırmızı kan hücrelerinin aşırı yıkımı sonucu indirek bilirubin miktarının artması ile karakterizedir. Preterm bebekler termdeki bebeklere göre daha fazla etkilenirler çünkü solunumun kötü olması nedeni ile asidoz gelişme riski ve beyin hücrelerini etkileme oranı daha fazladır. Aynı zamanda prematüre bebeklerde albumin oranı (indirek bilirubine bağlanan) daha azdır ve bu nedenle etkisini inaktive edemez. Bu nedenle kernikterus prematürelerde düşük düzeylerde ( bilirubin 12mg/ml) oluşur. Prematüre bebeklerde bilirubin düzeyinin izlenmesi bu nedenle önemlidir.  Patent Duktus Arteriosusun Kapanmaması: prematüre bebeklerde surfaktan olmaması nedeni ile akciğerleri tam genişleyemez. Pulmoner arterde akciğerlere kanın gidişi zordur. Bu durum pulmoner arter hipertansiyonuna neden olur. Bunun sonucu olarak da duktus arteriosus kapanmaz. Kan basıncının artmasını engellemek için ilaçlar verilebilir. Periventriküler/intraventriküler Hemoraji: Çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerin %50’sinde görülmektedir. Prematüre bebeklerin frajile capilleri vardır ve serobrovasküler gelişimleri immatürdür. Hızlı bir serabral kan basıncı değişimi olduğunda (hipoksi, IV infüzyon, pnömotoraks gibi) kapillerin rüptürüne neden olur.  Diğer Potansiyel Komplikasyonlar: bir çok hastalığın gelişme riski fazladır. Bunlar içinde: respiratuar distress, apne, retinopati, nekrotizan enterokolit gibi sorunlar söylenebilir.   

Postmatüre Bebekler

Doğum ağırlığına bakılmaksızın 42. gestasyon haftasından sonra doğan bebeklere postmatür veya postterm denilmektedir. Bütün gebeliklerde %3.5-15 arasında görülmektedir.  Doğumun gecikmesinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Postmatür bebekte lanuga, verniks kazeoza yoktur ve uzun tırnaklar bulunur. Deri genellikle kıvrımlı ve desquamasyon vardır. Postterm doğumda mortalite oranı artmaktadır. Buda plasantanın yetersiz olması, mekonyum aspirasyonu gibi nedenlerle olmaktadır.  40. gestasyon haftasından sonra plesanta bebek için yeterli besin öğelerini taşıyamamaktadır. Sezaryan doğum gerekli olabilir. Mekonyum aspirasyonuna bağlı solunum sıkıntısı olabilir. Doğumdan sonra ilk saatlerde yetersiz glikojen depolarına (intrauterin yaşamda kullanıldığı için) bağlı hipoglisemi gelişebilir. Aynı zamanda subkutan dokuda azalmış olabilir enerji için kullanıldığından. Bu nedenle ısı kontrolü önemlidir. Son haftalarda oksijenin azalmasına bağlı polisitemi gelişebilir.  Hematokrit düzeyi polisitemi ve dehidratasyona bağlı gelişebilir. Son haftalarda oksijensiz ve besinsiz kalmaya bağlı posterm bebeklerde nörolojik sorunlar ince motor becerilerinde gözlenebilir. Bu nedenle okul dönemine kadar büyüme gelişmelerinin değerlendirilmesi gerekir.   

Gestasyon Yaşına Göre Küçük Bebek

Yaşına göre intrauterin büyümesi yavaş olan ve doğduğunda kilosu 10. persantilin altında olan bebeklere gestasyon yaşına göre küçük bebek denilmektedir. Bebek prematüre, fullterm veya postterm olabilir. Yaşa göre küçük olmalarının nedeni intrauterin büyüme bozukluğudur ve prematüre bebeklerden farklıdır (prematüre bebeklerin gestasyon yaşları da kilolarına göre küçüktür).   

Etiyolojisi

-         Annenin beslenme yetersizliği

-         Adölesan gebelikler (risk artmaktadır çünkü adölesanın kendi büyümesi devam etmektedir ve besine ihtiyacı vardır)-         Plesantal anomaliler-         Plesantaya kan akımını azaltan sistemik hastalıklar (diabet, hipertansiyon)-         Sigara kullanımı, narkotik ilaç kullanımı-         Enfeksiyonlar (rubella, toxoplazma)

-         Kromozom anomalileri

 

Tanılama

Gestasyon yaşına göre küçük bebekler uterus içerisinde belirlenebilir (fundal yükseklik normale göre daha aşağıdadır).

-         Bu bebeklerin kiloları, boyları ve baş çevreleri normal yaş değerinin altındadır.-         Küçük karaciğere bağlı glikoz, protein ve bilirubin düzeylerinin regüle edemeyebilir.-         Deri turgorları kötüdür.-         Vücuda göre kafaları daha büyüktür. -         Normal kemik gelişimi iyi olmadığından kafa suturları çok ayrık olabilir. -         Umblikal kord kuru ve sarı görünebilir. Saç koyu ve mattır.-         Bebeğin yaşı kilosuna göre fazla olduğundan nörolojik yanıtlar, deri kıvrımları ve kulak kartilajı bu kiloda beklenen bir bebekten daha iyidir. Bu bebeklerin iyi bir şekilde konjanital anomali yönünden fiziksel muayenelerinin yapılması gerekir. Bu bebeklerde uterus içindeki anoksiye bağlı olduğu düşünülen polisetemi vardır. Polisetimi kanın viskositeni arttırır ve buda kalp yükü üzerinde olumsuz bir etki oluşturur. Aşırı polisetimi varsa damarlar bloke olur ve trombüs oluşur. Glikojen depolarının az olması nedeniyle hipoglisemi olası bir sorundur.  

Gestasyon Yaşına Göre Büyük Bebek

Gestasyon yaşına göre büyük bebek yaşına göre 90. persantilin üzerindedir. Doğumda kilosu nedeniyle sağlıklı gibi görünsede gestasyonel yaşa göre gelişimi daha immatürdür. Bu bebeklerin erken dönemde belirlenip bu göre bakım almalarının sağlanması son derece önemlidir.  

Etiyolojisi

-         diabetik anne

-         multipar anneler-         bebekte büyük venlerin transpozisyonu

-         konjanital anomaliler

 

Tanılama

Eğer büyük bebekler uterus içerisinde tanılanamazsa doğum sırasında baş pelvis uyuşmazlığı nedeniyle sezaryan doğum gerekebilir.

Doğumdaki özellikleri:

-         doğumda immatür refleksler gösterebilirler ve gestasyonel yaş incelemesinde kilolarına göre skorları daha azdır.  

-         Eğer bebeke vajinal doğdu ise çeşitli yara

– bere izleri olabilir ve klavikula kırığı veya servikal sinir travmasına bağlı paralizi görülebilir

-         Başın büyük olması nedeniyle doğum sırasında oluşan sefalhematom, caput sacsedaneum görülebilir. -         Polistemi (büyük vücuda oksijen sağlamak için), hiperbilirubinemi, büyük arterlerin transpozisyonuna bağlı siyanoz görülebilir.

-         Hipoglisemi gelişebilir özellikle diabetik bir anneden ise (fazla glikoz miktarına karşı bebek doğumdan sonrada ilk 24 saat aşırı insulin salgılamaya devam eder ve hipoglesemi gelişir)

    

Hemşirelik Bakımı

Bazı hemşirelik tanıları ve hemşirelik girişimleri:

1)      Pulmoner ve nöromuskuler immatüriteye bağlı solunumun yetersiz olması: -         Oksijenizasyonu arttırmak için bebeğe uygun pozisyon verme-         Boynun hiperekstansiyonun önlenmesi (Trakeayı daraltığı için)-         Respiratuar distress belirtilerinin izlenmesi (burun kanatlarının solunuma katılması, takipne, apne, siyanoz, düşük oksijen satürasyonu)-         Nazofaranks, trakea ve endotrakeal tubten fazla sekresyonların aspirasyonu ve sadece gerekli durumlarda yapılması-         Rutin aspirasyon yapılmaması çünkü vegal sinir stimilasyonuna bağlı bradikardi ve bronkospazma neden olabilir.-         Trendelenburg pozisyonu vermekten kaçınılır çünkü organların diaframa basısını arttırır. Bebeğin bezi değiştirilirken bebeğin başı ve omuzları yükseltilir. -         Aspirasyonu önlemek için semiprone veya yan pozisyon verilebilir.-         Gerekli durumlarda oksijen verilir ve oksijen satürasyonu yakından izlenir ve monitor alarmları kontrol edilir. -         Isı kontrolü yapılır hava gereksinimini en aza indirmek için.-         Bebeğin ventilasyon ve oksijenasyona tepkisi kontrol edilir.-         Solunum arrasti için gerekli olan malzemeler kontrol edilir ve başında bulundurulur.2)      Subkutan yağ dokusunun az olması ve ısı kontrol mekanizmasının immatür olması nedeniyle etkisiz termoregülasyon:-         Bebeğin inkübatör, radyant ısıtıcı ve ısıtılmış bir yere konularak normal vücut ısısını korumasını sağlamak-         Deri probu ile ısının monitorize edilmesi ve ara ara aksiller ısınında manuel olarak kontrol edilmesi-         Hipertermi belirtilerinin kontrol edilmesi

-         Glikoz düzeyinin yakından takibi

-         Radyant ısı kaybını en aza indirmek3)      Yetersiz immün savunmaya bağlı enfeksiyon riski:-         Standart önlemlerin alınması. Özellikle her dokunmadan önce ve sonra ellerin yıkanması-         Bütün aletlerin temizliğinin sağlanması-         Enfeksiyonu olan personelin bebekle temasının önlenmesi-         Enfeksiyonu olan diğer bebeklerin isolasyonunun yapılması-         İnvasif girişimlerde aseptik tekniklere uyulması-         Antibiyotiklerin verilmesi4)      Besinleri sindirememeye bağlı yetersiz beslenme:-         parentarel sıvı ve TPN tedavisini sürdürmek-         hipoglisemi belirtilerini izlemek ve değerlerinin takip etmek. gerekirse glikoz solusyonu vermek. -         Beslenme intoleransı belirtilerinin gözlenmesi-         Boy ve kilonun düzenli değerlendrilmesi-         Emmeye hazır oluşluluğunun düzenli değerlendirilmesi-         Emme refleksi için emzik verme-         Eğer bebek çabuk yoruluyor ve zayıf emiyorsa orogastrik beslenmenin yapılması-         Bebek emene kadar annenin laktasyonunu sürdürebilmesine yardım etme5)      Sıvı-elektrolit dengesizliği gelişme riski:-         sıvı elektrolit değerlerini yakından izlenmesi-         görünmeyen su kaybını en aza indirme (etrafın nemini koruma, bebeğin üstünü örtme v.b.)-         yeterli paranteral/oral sıvı alınımını sağlama-         m2 ye veya kiloya göre sıvı gereksinimini hesaplama-         immatür böbreklerin olması ve frajile venler nedeniyle hipertonik solüsyonların verilmesinden kaçınma (örneğin dilue edilmemiş ilaçlar, konsantre glikoz solüsyonları) -         aldığı çıkardığı takibininin yapılması ve idrar dansitesinin kontrol edilmesi. Dehidratasyon ve overhidrasyon belirtilerinin gözlenmesi (yeterli idrar outputu 1-2 ml/kg/saatte)6)      İmmatür deri yapısı, immobilite, beslenmenin az olması ve invaziv girişimler nedeniyle deri bütünlüğünün bozulma riski7)      girişimlere ve tedaviye bağlı ağrı8)      perematüre doğum, ebeveynden ayrı olma ve hastalıkların etkisine bağlı büyüme ve gelişmenin bozulması. 

Hiperbilirubinemi

Hiperbilirubinemi, kanda bilirubin düzeyinin aşırı olması anlamına gelir ve sarılık veya ikterus ile karakterizeder. Sarımsı renk değişimi deride, sklerada ve tırnaklarda görülür.  Hiperbilirubinemi, konjuge veya konjuge olmayan (indirek) bilirubinin kanda artması sonucu ortaya çıkar. İndirek hiperbilirubinemi yenidoğanlarda en sık karşılaşılan sarılıktır.  

Bilirubin düzeyi 5-7 mg/dl ulaştığında, sarılık deride görülmeye başlanır. En sık ortaya çıkan hiperbilirubinemi fizyolojik sarılıktır (ikterus neonatorum). Bu sarılık herhangi patalojik bir süreç göstermez. Bütün yenidoğanlarda bilirubin düzeyi artsa da sadece yarısı sarılık belirtileri gösterir.

 -         Yenidoğanlar yetişkinlere göre yaklaşık iki kat fazla bilirubin oluştururlar. Bunun nedeni sirkülasyonda yüksek konsantrasyonda eritrosit olması ve yaşam sürelerinin kısa olmasıdır (yenidoğanda 70-90 gündür, yetişkinde 120 gün). -         Glukuronil enzim üretimi sınırlı olduğundan karaciğerin indirek bilirubini direk bilirubine çevirme kapasitesi azdır. -         Ayrıca kanda bilirubine bağlanacak albumin miktarı daha azdır-         İntestinal florada Beta-glukronidas direk bilirubini indirek bilirubine çevirebilme yeteneğine sahiptir. Burada geri emilen bilirubin karaciğere geri döner. Bu prosese enterohepatik dolaşım denir. Hiperbilirubinemide Olası Nedenler:-         Fizyolojik faktörler (prematürelik)-         Annesütünü geç alma (bilirubin feçesle vücuttan uzaklaştırılır. Bu nedenle bağırsak hareketleri ne kadar geç başlarsa, bilirubin atılımıda gecikir) veya anne sütü-         Bilirubinin aşırı oluşumu (hemolitik bir hastalık, yaralanmalar)-         Direk bilirubine çevrilmeyi etkileyen faktörler (enzim azalması, safra yolu tıkanıklığı)-         Enfeksiyon-         Bazı hastalıklar (hipotiroid, diabetik anne)-         Genetik yatkınlık (Amerikalılar, Asyalılar) 

İndirek Hiperbilirubinemi Tiplerinin Karşılaştırılması

Fizyolojik Sarılık

Erken Anne Sütü Sarılık

Geç Anne Sütü Sarılığı

Patalojik Sarılık

Nedeni:

Hepatik fonk. yetersizliği ve RBC hemolizi ile bilirubinin artması

Anne sütü iyi gelene kadar sıvı ve kalori alımının azalması

Bilirubin dönüşümünün engellenmesi, enterohepatik dolaşımAz dışkılama

Antijen uyuşmazlığına bağlı RBC aşırı yıkımı

Ortaya Çıkış Zamanı:

24 saat sonra (prematürelerde daha uzun)

2.-4. günler

5.-7. günler

İlk 24 saatte (bilirubin düzeyi hızla 5 mg/dl üzerine çıkar)

En Üst Düzeyi:

72-90 saat

3.-5. günler

10.15. günler

Değişiklik gösterir

Süresi:

5.-7. günde azalır

Değişir

3-12 hafta veya daha uzun sürebilir

Şiddetine ve tedaviye göre değişir

Tedavi:

Fototerapi

Sık beslemeFototerapi

Eğer bilirubin düzeyi 16 mg/dl üzerine çıkarsa 12 saat emzirmeye ara verilebilirFototerapi

Postnatal: -         fototerapi-         kan transf.Prenatal:-         transfüzyon-         Rh uyuşmazlığı ise RhoGAM

Patalojik Sarılık

Eskiden patalojik sarılık genellikle Rh uyuşmazlığı nedeni ile ortaya çıkarken son yıllardaki tedavi etkinliği ile günümüzde ABO uyuşmazlığı daha sık görülmektedir. Her iki durumda da anne bebeğin kırmızı kan hücrelerine karşı antibodiler oluşturmaktadır. Buda hücrelerin hemolizine neden olmakta ve anemi ile hiperbilirubinemi oluşmaktadır. Patalojik sarılık:-         doğumdan sonra ilk 24 saat içerisinde görülürse,-         total bilirubin fulltermde 12.9 mg/dl veya pretermde 15g/dl üzerinde olursa veya ilk 24 saatte 5 mg/dl üzerine çıkarsa -         direk bilirubin 1.5-2 mg/dl üzerinde olmasıdır. Sarılık risk oluşturur çünkü kernikterus veya bilirubin ensefalopatiye neden olabilir. Aşırı bilirubin beyinde özellikle bazal ganglia, serebellumda birikerek beyinde sarımsı lekelere neden olur ve beyine hasar verir. Özellikle sepsis, hipoksi ve respiratuar asidozlu çocuklarda daha sık görülür.  Kerniktoris günümüzde azalsada, etkilenen bebeklerde mortalite oranı %50’dir. Kurtulanlarda serebral palsy, mental retardasyon, duyma kaybı, nörolojik ve gelişimsel problemler ortaya çıkar. Kerniktoris ve bilirubin toksitesinin hangi düzeyde geliştiği bilinmiyor olsada, total bilirubin düzeyi fulltermde 20 mg/dl üzerinde, prematürelerde daha az düzeylerde neden olduğu düşünülmektedir. İndirek bilirubinin normal değeri 0.2-1.4 mg/dl’dir. 

Rh Uyuşmazlığı

Patalojik sarılığın en sık nedeni anne ile fetus kanında Rh uyuşmazlığıdır. Rh kan grupları çeşitli antijenler içerirler (en yaygını D antijenidir). Basitçe Rh negatif (antijenin olmması) ve Rh pozitif (antijenin olması) olarak ikiye ayrılırlar. Rh larda diğer tipe karşı antibodiler yoktur. Bu nedenle diğer antibodiye maruz kaldıktan sonra vücut üretmeye başlar. Ancak ABO kan grup sisteminde antibodiler doğal olarak vücutta vardırlar.  Annenin kanı Rh (-), fetüsün kanı Rh(+) olursa anne fetusun kanına karşı antibodiler üretir. Antibodiler bir önceki gebelik, abortus, yaralanma veya amniosentezden oluşabilir. İlk doğumdan sonra 72 saat içerisinde plesanta yolu ile anneye geçmektedir. İlk doğumdan sonra 72 saat içerisinde bu nedenle Rh immunglobulin (RhoGAM) verilmelidir. Eğer RhoGAM yapılmadıysa ilk gebelikte ikinci gebelikte antibodiler doğum sırasında plesantayı geçerek fetal kırmızı kan hücrelerine tutunur ve yok ederler. Bu duruma eritroblastosis fetalis denilir.  Bazı Rh negatif anneler pozitife karşı antibodi üretemezler. Yaklaşık %10-15 duyarlı anneninde bebeklerinde reaksiyon oluşmaz çünkü plesantal bariyer geçişi engeller. Şiddetli eritroblastosis fetaliste ilerleyici hemoliz fetal hipoksiye, kardiak sorunlara, genel ödeme neden olur. Fetus ölü doğabilir veya şiddetli respiatuar distress görülebilir.  

ABO Uyuşmazlığı

O tip kanı olan annenin A veya B tipi kana karşı doğal antibodiler vardır. Bu nedenle Rh dan farklı olarak ilk gebelikte oluşurlar. Antibodiler plesantayı geçerek fetal kan hücrelerinin hemolizine neden olurlar. Rh uyuşmazlığına göre yıkım daha azdır ve orta düzey semptomlara neden olur. Çünkü RhD antibodilerinden farklı olarak bu antibodiler daha büyüktür ve kolay bir şekilde plesantayı geçemezler. Bu nedenle ABO uyuşmazlığı olan bebek anemik doğmayabilir veya çok az olabilir. Kanın hemolizi doğumdan sonra başlar ve 2 hafta devam edebilir. Yenidoğanın coombs testi bu nedenle yazıf coombs (+) olabilir.   Retikulosit (immatür veya yeni oluşan kan hücreleri) genellikle yok olan kırmızı kan hücrelerinin kompansasyonu sonucu yükselir. Yeni kan hücrelerinin üretilmesi için karaciğer ve dalakta büyüme görülebilir.  Hidrops Fetalis:hidrops ödem anlamına gelir. Fetaliste lethal aşamayı gösterir.  

 

Tedavi

Tedavide amaç neden olan faktörün belirlenmesi, tedavisi ve kernikterus oluşumunun önlenmesidir. Gebelik sırasında coombs testinin yapılması antibodi oluşumunu gösterir. Fetusteki hiperbilirubinemi düzeyini belirlemek için amniosentez yapılabilir. Coombs testinin (+) olması (doğumda kord kanından alınarak yapılır) bebeğin kırmızı kan hücrelerinde antibodilerin olduğunu gösterir. Bilirubin düzeyi yakından izlenerek tedavi etkinliği değerlendirilir. İlk besleme, fototerapi ve transfüzyon tedavi içerisinde yer alır.

Fototerapi:Sarılıkta en sık kullanılan yöntem fototerapi veya biliışıklarıdır. Bunlar özel floresan lambalarıdır ve kullanılan lambaya göre bebekten belli bir uzaklığa konulur (genellikle 30-75 cm). fiberobtik fototerapi battaniyeleride kullanılabilir.  Fototerapi sırasında derideki bilirubin ışığı absorbe eder ve indirek bilirubini suda çözünür fotobilirubin ve lumirubine  dönüştürür. Bu nedenle karaciğerde dönüşmeye gerek kalmadan safra ile birleşip vücuttan atılırlar. Eğer bilirubin düzeyi yüksekse ekstra bir lambaya ihtiyaç duyulabilir. Yan etkileri:-         sık, sulu yeşil gaita (safranın ve peristaltik hareketin artması nedeniyle)-         sulu gaita  ve ışığa bağlı deri bütünlüğünde bozulma-         tende bronzlaşma

-         bazı bebeklerde laktoz intoleransı

-         deri  döküntüleri

-         metabolik hızın artması

-         dehidratasyon ve sıvı elektr. dengesizliği

Dikkat edilecekler:

-         fototerapinin başlama ve bitiş saatlerinin kaydedilmesi-         gözlerin ve gonadların iyi bir şekilde kullanılması ve koruyucunun metal içermemesi (aşırı ısınmaya bağlı bölgede yanığa neden olabilir)-         florasan lambanın tipinin ve sayısının not edilmesi

-         lamba ile bebeğin mesafesinin ölçülmesi kaydedilmesi

Uzun süreli tedavilerde evde bakım uygulanabilir. Bebeğin ihtiyaçları ve malzemelerin nasıl kullanılacağı konusunda ailenin eğitilmesi gerekir ve düzenli ev ziyaretleri yapılır. Bebeğin bilirubin düzeyi transkutan bilirubinometre ile ölçülebilir. Fiberobtik ışık bebeğin derisine yerleştirilir. Derideki sarı renk yoğunluğu ölçülür. Bunun sonucunda bilirubin düzeyini verir. ·        Yeni bir yöntem olan fiberoptik battaniyeler bebeğin vücuduna sarılır. Battaniye tarafından üretilen ışık aynı etkiyi yapar. Avantajı bebek uzun süre kucakta tutulabilir ve gözlerini kapamaya gerek yoktur. Exchange Transfüzyon:Bilirubin düzeyi çok yükseldiğinde gereklidir. Kan değerleri ilk 6 ayda düşmeye devam ederse veya kemik iliği depresyonu olursa gereklidir. Aynı zamanda hücre yapımı için eritropoetinde verilebilir (7). Transfüzyon ile kan hücreleri parçalanmadan vücuttan uzaklaştırılır. Bu sayede büyük miktarda indirekt bilirubinde vücuttan gitmiş olur. Bu sayede ileri düzey  anemi de düzeltilir.  Transfüzyon sonrasında bebeğin kanının %85 değiştirilir.  Bilirubinin kandaki düzeyi düştüğünde dokudaki bilirubin plazmaya geçer. Buda bilirubin düzeyinde artışa neden olur. Bu nedenle transfüzyonun tekrarlanması gerekir. Ancak fototerapi genellikle bu sorunu çözmek için yeterlidir. İşlemden önce aspirasyon riskini azaltmak için bebeğin midesi dolu ise boşaltılabilir. Umblikal ven kateterize edilir. İşlem yavaş bir şekilde yapılır. Bu nedenle 1-1.5 saati alır. İşlem sırasında aralıklı olarak torba hafifçe sallanarak kan hücrelerinin çökmesi önlenir.  İşlemden 1-2 saat önce albumin verilerek bağlanan bilirubin miktarı arttırılabilir. Ancak viskositesi fazla olan albumin verilirken dikkatlice ve yavaş bir şekilde verilir. Eğer Rh uyuşmazlığı varsa Transfüzyonda  Rh(-) kan verilir. ABO uyuşmazlığında 0 grubu ve bebeğin Rh’ına uygun kan verilir. Diğer türlü antibodiler verilen kanı hemolize ederler.  Transfüzyon kanında asid sitrat deksroz olduğundan (ACD) (antiguagülan olarak konulur) kalsiyum düzeyini düşürür. Bu nedenle transfüzyon sonrası kalsiyum glukonat verilir. Sitrat fosfat deksroz (CPD) koruyucu olarak konulduysa içindeki glikoza bağlı hiperglisemi veya rebound etkisiyle hipoglisemi gelişebilir. Eğer heparinize kan verildiyse protamine sulfat verilerek heparin metabolizması sağlanabilir.  Komplikasyonlar:-         Transfüzyon sonrası umblikal ven kanama veya enfeksiyon yönünden gözlenir.-         Hipervolemi-         Hipovolemi-         Kardiak aritmi-         Hava embolisi-         Hipokalsemi, hipoglisemi, hperglisemi Transfüzyon öncesi ve sonrasında total kan değerleri, bilirubin ve kalsiyum düzeyleri değerlendirilir.   

Hemşirelik Bakımı

Amaç hiperbilirubinemi gelişiminin önlenmesi, erken belirlenmesi, tedavisi ve aileye destek olmaktır.

Bazı hemşirelik tanıları:

-         Bebekte bilirubin düzeyünün artması, fototerapiye bağlı travma veya zarar göre riski-         Biliriubin düzeyini artırabilecek durumlar belirlenir ve önlenir (hipogilesemi, dehidratasyon, enfeksiyon).-         Bilirubin düzeyi izlenir ve derideki değişiklikler kaydedilir.-         Bebeğin fiziksel değerlendirilmesi yapılır.-         Gonadların ve gözlerin üzeri kapatılır.-         Her beslemede göz koruyucusu çıkarılarak gözler kızarıklık, ödem, drenaj ve travma yönünden gözlenir.-         Her bez değiştirme sırasında ışık kapatılır. -         Bebeğin pozisyonu saat başı değiştirilir ve deri kontrol edilir. -         Soral sıvı alımı yetersizliği ve sık gaita yapma nedeni ile sıvı-volüm dengesizliği-         Bebeğin sık sık beslenmesi ve beslenmenin öneminin aileye anlatılması-         Aldığı çıkardığı takibi ve sıvı izlem-         Deri turgoru ve mukoz membranların değerlendirilmesi-         Günlük sıvı gereksiniminin hesaplanması ve lab. Değerlerinin izlenmesi-         İdrar dansitesinin kontrolü-         Deri bütünlüğünde bozulma riski-         Bezlerin sık aralıklarla değiştirilmesi-         Fototerapiye ara verildiğinde bezlenen bölgenin hava ile temasının sağlanması-         Losyon, pudra kullanılmaması

-         Ebeveynleri konu hakkında bilgilendirme

 

Yenidoğanın Hemorajik Hastalığı

Vitamin K eksikliğine bağlı ortaya çıkar. Karaciğerde protrombinin oluşması için vitamin K gereklidir. Yokluğunda veya azlığında protrombinlerin fonksiyonları azalır ve kan koagülasyonu bozulur. Vitamin K bağırsaktaki bakteriler tarafından üretilir. Yenidoğanda intestinal kanal steril olduğundan, bebek doğduğunda çok az vitamin K üretebilir. Normal yapımı ilk 24 saat sonrası bağırsak florası olşmaya başladığında oluşur. Preterm bebekte pıhtılaşma faktör düzeyleri miyadında bebeklere göre daha düşüktür. Karaciğer immatür olduğundan K vitaminine cevap yavaştır. Antikonvülsif, antikoagulan, fenobarbütal ilaç alan annelerin bebeklerinde Vitamin K oluşumu engellendiği için büyük risk oluştururlar.  Vitamin K eksikliği olan bebekler deri altı yüzeyel kanamalar sonucu peteşi gösterirler. Konjektivitada, retinada ve mukoz membranda hemorajiler olabilir. Gastroisntestinal kanamalar nedeniyle hematemez, melana görülebilir. Genellikle kanamalar 2-5 günlerde görülür. Protrombin zamanı uzamıştır.  Doğumdan hemen sonra IM olarak 1 mg vitamin K enjekte edilir. Hemorajik hastalık geliştiren bebekler IM veya IV olarak vit. K ile tedavi edilirler. Travma riskini en aza indirmek için yapılan işlemlerde bebeğe nazikçe dokunulmalıdır. Subdural hemoraji oluşabilir. Ciddi bir durumdur ve fetal olabilir.

Respiratuar Distres Sendromu

Neonatellerde solunum fonksiyon yetersizliği ve primer olarak akciğer maturasyonun gelişimindeki bir sorundur. RDS ve hyelin membran hastalığı uzun süreli solunum ve nörolojik komplikasyonlarla beraber bebeklerde mortalite oranını arttıran ciddi akciğer hastalığıdır. Çoğunlukla premetüre bebekleri etkiler. Bunun yanı sıra sezaryan doğumlar, diabetik anne ve pulmoner kan akımının etkilendiği durumlarda ortaya çıkar. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde gelişme riski %30, çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerde gelişme riski%50’dir. 

Patofizyolojisi

Prematüre bebeklerde akciğer gas değişimi için etkili bir organ olarak iş görememektedir. Buda RDS’nin gelişimi için önemli bir faktör oluşturmaktadır. Hala tam etken bilinmesede, çeşitli özellikleri etkili olduğu bilinmektedir.

Bunlar:

-         inflante olmayan alveoller-         pulmoner kan akımının sınırlı olması ve akciğerlerin kollabsı-         akciğerlerde zayıf vaskuler gelişim ve vasküler rezistansın fazla olması-         ductus arteriosis ve foramen ovale yolu ile kanın şant yapması-         surfaktan (alveol epitelinden salgılanan yüzey aktif fosfolipidir ve yüzey gerilimi azaltır ve böylece düşük intraalveolar basınçla akciğerlerin genişlemesine yardım eder) miktarının yetersiz olması. Yetersiz sürfaktan üretimi inspirasyonda alveollerin eşit olmayan biçimde şişmesine ve ekspiryumda alveollerin kollapsına neden olur. Pulmoner İnterstisial Amfizem: RDS’li prematüre bebeklerde gelişir ve immatür akciğerlerde distal havayollarındaki aşırı distansiyona bağlı olarak görülür.  

Klinik Belirtiler

Respiratuar belirti ve semptomlar:

-         takipne-         dispne-         interkostal ve substernal retraksiyon-         burun kanatlarının solunuma katılması-         ekspiryumda hırıltı-         siyanoz, solukluk(6, 2, 8)

Tanılama

Klinik belirtiler ve radyografik çalışmalara göre tanılama yapılır. Radyografide alveoler atelektazi her iki akciğerde granüler yapıda değişim vardır (buzlu cam görünümü). Pnömoni ile RDS yi ayırt etmek önemlidir. Kan gaz analizi yapılır ve pulse oksimetre ile gözlenir (6). PCO2’nin 50 mmHg’nin üzerine çıkması, pH’nin 7.25’in altına inmesi tanıyı destekler (4). 

Tedavi

Amaç hızlı bir şekilde yeterli oksijenizasyonu, ventilasyonu sağlamak, destekleyici bakım vermek ve komplikasyonları önlemektir.

Buna göre:

-         Yeterli oksijenizasyonu ve ventilasyonu sağlama-         Asid baz dengesini sürdürme-         Normal vücut ısısını sürdürme-         Yeterli doku perfüzyonunu sağlama-         Hipotansiyonu önlemek-         Yeterli hidrasyonu ve elektrolit dengesini sürdürmek-         Oral ve gavaj besleme solunum çabasını arttırdığı için kesinlikle verilmez ve aspirasyon riski vardır. -         Surfaktan tedavisi uygulanır. Surfaktan:Surfaktan uygulamasının komplikasyonları pulmoner hemoraji ve mükoz tıkaçtır. Surfaktan doğumda profilaktik olarak uygulanabilir. Surfaktan endotrakeal tüpten direk olarak trakeaya verilir. Surfaktan verilirken hemşirenin sorumlulukları surfaktanı vermek veya yardım etmek, arterial kan gazlarının alınması ve monitorize edilip takibinin yapılması, bebeğin işleme toleransını değerlendirmektir.  Surfaktan verilmeden önce aspirasyon yapılarak hava yoku temizlenir (7). Surfaktan enjektere çekilir (bebeğin kilosuna göre miktarı belirlenir) ve oda ısısına gelmesi beklenir. Surfaktan kesinlikle çalkalanmaz. Surfaktan verildikten sonra ambulanır. Surfaktan absorbe olduktan sonra solunum kapasitesinde artış olur. Bu nedenle ventilatör ayarlarının tekrar yapılması gerekir. Surfaktan uygulamasından 1 saat sonraya kadar aspirasyon yapılmamasına özen gösterilir.  Oksijen tedavisi:Oksijen tedavisinin amacı ise dokularda yeterli oksijenlenmeyi sağlamak, hipoksi nedeniyle laktik acid oluşumunu önlemektir. Aynı zamanda oksijen tedavisinin negatif yan etkilerinden kaçınmaktır. Oksijen verirken nemli ve ısıtılarak oda ısısında vermek önemlidir. Eğer bebek ventilatöre bağlı değilse başında ambunun olması gerekir.  Önlenmesi RDS’yi önlemenin en başarılı yolu prematüre doğumların önlenmesidir. Sezaryan planlanıyor ve tam gestasyon haftası bilinmiyorsa amniosentez yapılabilir. Amniosentez yeterli surfaktan oluşumu olup olmadığı konusunda bilgi vericidir. Doğumda önce anneye 12-24 saat önce steroid verilmesi ve doğumdan sonra surfaktan uygulaması neotalin akciğeri üzerine olumlu etkileri vardır. Amniotik sıvıda Lesitin/sfingomyelin oranının 2/1 ise yani surfaktan içindeki lesitin oranı sfingomyelin oranını geçtiyse akciğerlerin matüre ve RDS gelişmesinin zayıf olduğunu gösterir .  

Prognoz

RDS bebeğin fonksiyonlarını sınırlayıcı bir hastalıktır. Eğer herhangi bir komplikasyon gelişmezse yaklaşık 48 saatte giderek kötüleşen tablo, 72 saat içerisinde gelişme gösterir.  İlk 92 saat içerisinde RDS tedavisine cevap veren bir bebeğin kurtulma şansı çok yüksektir. RDS’nin komplikasyonları: respiratuar sorunlar, prematüreliğe bağlı problemler, PDA, konjestif kalp defektleri, intraventriküler hemoraji, bronkopulmoner displazi, prematüre retinopatisi, pnömoni, sepsis, nekrotizan enterokolit ve nörolojik sekellerdir. 

Hemşirelik Bakımı

Hemşirelik bakımı yüksek riskli yenidoğan bakımlarının çoğunu içine almaktadır.

Bakımda amaç:

-         bebek en üst düzeyde ventilasyonu ve oksijenizasyonu sağlayacak.-         Bebek istenen düzeyde solunum, kardiak, termoregülasyon, nörolojik ve metabolik fonksiyon gösterecek.  Bazı hemşirelik tanıları:-         surfaktan azlığına, alveolar kapasitenin düşük olması, enerjinin az olması ve pulmoner immatürlük nedeniyle etkisiz solunum -         aspirasyonu sadece gerekli olduğu durumlarda yapma yani belli bir rutine koymamak-         mümkünse aspirasyonu en az iki kişi ile yapmak-         aspirasyonun 5 saniyeden fazla sürmemesine özen göstermek-         aspirasyondan önce oksijeni %10 arttırmak

-         aspirasyon sırasında bebeğin omuzlarını 1-2 cm yükseltip trakeaya uygun pozisyon vermek

-         İmmatür alveol yapısına bağlı etkisiz gaz alışverişi

-         Bebeğin solunum hızı, derinliği, ritmi ve sesleri not edilir ve solunum distresine neden olan faktörler belirlenir. ABG bakılır ve deri rengi değerlendirilir. -         ET yeri kontroledilir. Vent. Ayarları gözden geçirilir gerek olursa oksijen miktarı arttırılır ve nemli, ılık ventilasyon sağlanır. Bu nedenle ısısı kontrol edilir. -         Oksijen satürasyonu monitorize edilir.-         Surfaktan verilmek üzere hazır bulundurulur. -         Bebeğe pozisyon vererek lobların havalanması sağlanır.-         Çevresel ısı kontrol edilir ve fiziksel aktivite en aza indirilir -         Hipoksiye bağlı travma riski 

 Maternal Sorunlara Bağlı Yüksek Risk

Diabetik Anne Bebeği

Hamileleiği sırasında hastalığı iyi kontrol edilmemiş diabetik bir annenin tipik olarak bebeği diğer bebeklere göre daha uzun ve kilolu doğar (makrosomnia). Hastalık kontrol altına alındığında sorunlar da azalmaktadır. Ancak İlk trimestirde HA1c yüksek olursa konjenital malformasyon riskide o derece artmaktadır.  Hipergliseminin teratojenik etkisi gibi nedenlerden dolayı kardiak defekt gibi konjenital anomali gelişme riski daha fazladır. Caudal regresyon sendromu veya alt ekstremitelerin hipoplazisi bu bebeklerde görünen bir sendromdur. Bebeklerin çoğunda cushingial (yağlı ve şiş) görünüm vardır. Yaşamın ilk günlerinde laterjiktirler.  Makrosomnia, gebelik sırasında büyüme hormonunun aşırı stümülasyonu ve yüksek düzey insüline bağlı eksta yağ depoları sonucu oluşur. Görünüşleri büyük olsa da sistemler özellikle solunum immatürdür. Lesitinin hızlı matüre olamaması nedeniyle RDS gelişimi yaygındır (prematüre veya termde olabilirler).  

 

 

Diabetik anneden doğan bebek diğer yenidoğanlara göre yaşamın ilk günlerinde eksta sıvı tutulumunun kaybına bağlı daha fazla kilo verir. Bu nedenle dehidratasyon yönünden gözlenmesi önemlidir. Komplikasyonlar:Bebek makrosomik olduğundan doğum travması riski daha fazladır, özelliklede omuz ve boyun. Plesantadan glikozun geçmesi nedeniyle bebekte ilk doğduğunda hiperglisemiktir (ancak insülin plesanta bariyerini aşamaz). Bebek yüksek glikoza yanıt olarak pankreastan insülin salgılar (7). Pankreasın islet hücrelerinde hipertrofi ve hiperplazi vardır (6). Ancak doğumdan sonra glikoz kaynağı gitmesine rağmen bebek insülin salgılamaya devam ettiğinden 0.5-4 saat içinde hipoglisemi gelişir (6, 7). Glikozun aşırı düşmesi nörolojik hasara ve ölüme neden olabilir (6).  Bilirubinin sistemden etkili bir şekilde temizlenememesine bağlı hiperbilirubinemide gelişebilir. Ayrıca böbreklerden aşırı magnezyum kaybına bağlı hipomagnezemi gelişir ve bunun sonucu olarak parathormon düzeyi düşer. Parat hormonun düşmesi nedeniylede hipokalsemi sıklıkla bu bebeklerde gelişir.  Ayrıca hiperglisemiye bağlı bu bebeklerin sol kolonları daha küçük olabilir. Bu da oral beslenme miktarını azaltır. Yaşamın ilk günlerinde küçük kolon belirtileri kusma ve abdominal distansiyondur. Tedavi ve Hemşirelik Bakımı:

Hipoglisemi yenidoğanlarda glikoz düzeyinin 40 mg/dl’nin altında olmasıdır. Bu nedele bebeklerin doğar doğmaz beslenmeleri veya glikoz ile devamlı infüzyonlarının sağlanması gerekir. Ancak rebound hipoglisemi nedeniyle glikoz düzeyi iyi ayarlanmalıdır

 

Glikoz, kalsiyum, magnezyum, hematokrit, bilirubin düzeyleri yakından izlenir. Glikoz düzeyi 50 mg/dl’nin üzerinde tutulmaya çalışılır. İlk fiziksel incelemede konjenital bir defekt olup olmadığı incelenir. Doğum travması yönünden de bebekler kontrol edilir. Isı normal değerlerde tutulmaya çalışılır.

 Ayrıca hipoglisemi belirtileri yakından gözlenir. Hipoglisemi ve hiperglisemi belirtileri:
HipoglisemiHiperglisemi

Hızlı bir şekilde gelişir

Yenidoğanlarda çok belirgin değildirİrritabilite, soğuk terleme (ileri aylarda) 

Huzursuzluk

TitremeHiperrefleks, pupillerin dilatasyonu ve konvülsiyon (geç belirti)Yüksek sesle tiz ağlamaSolunum güçlüğü hipotoni

Yavaş bir şekilde gelişir

Erken dönemde yaşamın ilk 3 gününde klinik özellik yoktur.

kan glikoz düzeyi 150 mg/dl’nin üzerindedir.

Letarji, zayıflık,Bulantı, kusma, Abdominal ağrıKusmual solunumAğızda aseton kokusu
(6, 5, 3) 

İlaç Bağımlısı Anne Bebeği

İlaç bağımlısı annelerin bebeği genellikle gestasyon haftasına göre küçük olan bebeklerdir. Eğer anne bir madde bağımlısı ise bebek doğduktan sonra bu maddelerin yoksunluğuna girer ve buna neonatal yoksunluk sendromu denir.  Bu sendromlar:-         irritabilite-         uyku bozuklukları-         devamlı harekete bağlı diz, dirsek ve burunda abrezyon-         tremor-         sık hapşırma-         yüksek tiz sesli ağlama-         nöromüsküler irritabiliteye bağlı hiperrefleks-         konvülsiyon-         takipne (hiperventilasyon ve alkaloza neden olur)-         kusma ve diyare dehidratasyona neden olur. Bebek madde yoksunluğu gösterir ve genellikle belirtiler doğumdan sonra 24-48 saat içerisinde başlar.  Ancak bazı bebeklerde 10 güne kadar belirti vermeyebilir. Genellikle bu sorunlar 2 hafta sürer. Bazı bebeklerde hafif belirtiler 6 ay kadar devam edebilir.  Eroin bağımlısı annelerin bebeklerinde semptomlar 2 hafta içinde başlar. Genellikle ortaya çıkışı 72 saat içindedir. 8-16 hafta veya daha uzun semptomlar devam edebilir.  Narkotiklerin metabolitleri doğumdan 1 saat sonraya kadar bebeğin idrarında bulunabilir. Bu maddeler kolaylıkla vücuttan atılır. Semptomlar bebekte arttıkça bu maddelerin vücutta tespit edilmesi mümkün değildir. Ancak örneğin mekonyumdan alınması önerilmektedir. Çünkü idrarda belirleme şansı daha düşüktür çünkü annenin maddeyi doğumdan önce alması gerekmektedir. Mekonyum ve saç testi ile ilaç metabolitlerine noninvasif ve daha çabuk olduğundan daha rahattır.  Bebek ilk doğduğunda rahat gibi görünür ancak aşırı uyaranın olmadığı bir yerde tutulmaları gerekir. Odanın ışığının azaltılması gerekir. Eroin bağımlısı annelerin bebekleri devamlı ve aşırı emerler, emzik verince rahat olurlar. Methadone ve kokain bağımlısı annelerin bebekleri çok zor emerler ve yeterli sıvı almada zorluk yaşarlar. Bu nedenle gavaj beslenmeleri gerekebilir.  Semptomların tipi ve derecesine göre tedavi planlanır. Sıvı-elektrolit dengesinin sürdürülmesi önemlidir. Eğer bebekte diyare ve kusma varsa IV sıvı terapisine başlanabilir. Yoksunluk semptomlarını azaltmak için fenobarbital, methadone, trozine ve diazepam kullanılır.  Anne sütünden narkotikler geçtiği için annenin emzirmesine izin verilmemelidir. Bebeklerin taburcu olduktan sonrada nörolojik yönden izlenmeleri gerekir. Ayrıca annenin de tedavi edilmesi ve ev ortamında da temiz kaldığından emin olunmalıdır. 

Fetal Alkol Sendromlu Bebek

Alkol kullanan annenin kanındaki alkol oranı aynı ölçüde plesantaya geçer. Fetal alkol sendromu her 1000 doğumda 2’dir. Hamilelik boyunca teratojenik etkisi nedeniyle kesinlikle alkol alınmamalıdır.  Fetal alkol sendromlu bebeklerde bir çok problem vardır.

Bunlar:

-         büyüme geriliği-         santral sinir sistemi harabiyetine bağlı bilişsel problemler, mikrosefali, serabral palsi-         yüzde kısa palpebral fissur ve ince üst dudak-         doğduğunda irritabl, zayıf emme refleksi-         uyku sorunu (devamlı uyanık veya devamlı uyuyan)-         okul çağında hiperaktivite.